Bilal Erdoğan’ın arkadaşının KKTC maceraları

Bilal Erdoğan ve arkadaşlarının Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın lüks yatında kuzu çevirme partisine ilişkin fotoğrafla ilgili tartışmalarda Murat Teksöz ismi öne çıktı. Fotoğraf albümünde Bilal Erdoğan’ın yanı sıra KKTC başta olmak üzere çok saylıda üst düzey yönetici ile fotoğrafları bulunan Teksöz hakkında 2022 yılı Ağustos ayında KKTC’den deport kararı alındı.

Birgün yazarı Bahadır Özgür, Teksöz’ün en son Sarallar’ın forex şirketinin başına geçtiğini ve bugünlerde Dubai’de bulunduğunun ileri sürüldüğünü yazdı. Teksöz’ün şu sıralarda Türkiye’ye de gelemediğini belirten Özgür, onunla aynı gün deport edilen 77 kişinin çoğunun Sarallar suç örgütüyle bağlantılı olmakla suçlandığına dikkat çekti.

Bahadır Özgür’ün “‘Gizemli’ arkadaşın Ada bölümü: Sarallar, Falyalı ve deport” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Kısa bir özet geçelim: Teksöz, Grid Teknoloji’nin sahibi. İlk Bilal Erdoğan’ın yakın arkadaşı Hakan Kazancı ile ortak oluyor, sonra Bilal Erdoğan’ın yanından ayrılmıyor. Beraber oldukları her fotoğrafı sergilemeyi seviyor. Bir tür ‘kartvizit’ gibi kullanıyor onları.

El konulan şirketler kamunun hükmüne geçtikten sonra denetimin, harcamanın vb. şeffaf olması gerekiyordu. Oldu mu peki? Kaynaklar kamu yararına mı kullanıldı yoksa, faturası sonradan halka çıkmak üzere, birilerinin özel servetine mi dönüştü?

Yanıtları, bizzat kayyum yönetiminin resmi belgelerinde, yönetim kurulu kararlarında arayalım. Yüzlerce belge arasında çok sayıda şaibeli, tuhaf harcama görünüyor. Birkaç çarpıcı örneği aktarmak bile yeterli.

EL KONULAN ŞİRKETLERDE NE YAPTI?

Teksöz’ün ilk yaptığı, tüm şirketlerin beyni sayılan yazılımı değiştirme kararıydı. Sürat Teknoloji’nin geliştirdiği ‘Serendip’ adlı yazılımın açıklarının bulunduğunu, Microsoft ERP adlı yazılımın alınması gerektiğini bildirdi. Kayyum da ‘Sana aylık 300 bin TL maaş ödüyoruz. Açığı bulup yazılımı geliştirmek görevin’ demek yerine, faturayı imzaladı. Grid’e ilk etapta 1 milyon dolarlık ödeme yapıldı. Microsoft’tan milyon dolarlık yazılım lisansı alındı mı? Elbette hayır. Nitekim 2017’de şirketlerin yönetimi TMSF’ye geçtiğinde ilk soruşturulan konu buydu. TMSF suç duyurusunda bulundu. Fakat davanın üzeri örtüldü. İddiaya göre örtbas, kayyum olarak atanan İmran Okumuş vasıtasıyla gerçekleşti. Okumuş’un damadı Emre Baştuğ, el konulan şirketlere akaryakıt satışında Teksöz ile ortaktı zaten. Tabi bir de TMSF’nin bağlı olduğu Bakanın Nurettin Canikli olduğunu, Canikli ailesinin el konulan şirketlerle münasebetlerini de hatırlayalım. 2012-2017 arası TMSF Finansman ve Tahsilat Daire Başkanlığı’nda üst düzey bürokrat olan Abdullah Güzeldülger, kayyumların yolsuzluklarını içeren TMSF raporunun Canikli tarafından sümenaltı edildiğini anlatıyor iki yıldır. Muhtemelen rapora da girmiş diğer bir usulsüzlük de şöyleydi:

Eylül 2016’da el konulan Vizyon Ar-Ge şirketinin bir yazılımının ‘para madeni’ olduğunu keşfetti Teksöz. Kaynak kodlarını hemen Grid Teknoloji’ye aktardı. Ve kendi şirketi üzerinden üç GSM şirketinden birine sattı. 5 yıllık anlaşmanın değeri 10 milyon dolardı. Yazılım, yapılan tüm telefon görüşmeleri ile internet hizmetlerinin datalarının, Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun (BTK) istediği formatta depolanmasını sağlıyordu.

BİR TÜR ‘FETÖ BORSASI’

Benzer çok örnek olduğunu tekrar edelim. Bütün halinde bakıldığında ise bir sistem çıkıyor. Bir tür ‘FETÖ borsası’ bu. 23 şirketin 134’e çıkmasını ve hepsinde Teksöz’ün önden gidip işleri devralmasını sağlayan güç, ilgililer dışında kimsenin önemini bilmediği bir internet şirketiydi. İstanbul Anadolu 4. Sulh Hakimliği’nin 12 Ağustos 2016 günü Okumuş ve ekibini kayyum olarak atadığı İsim Tescil İnternet Teknolojileri AŞ. adlı firma, domain ve hosting hizmetleri sunuyordu. Piyasanın en büyük üç şirketinden birisiydi. Teksöz’ün elinde binlerce müşterilik portföy, bir ‘av sahası’na dönüştü. Buradan hizmet almış şirketlere de el konulmaya başlandı. Hangi soruşturmalar çerçevesinde yapıldığını, sonuçların ne olduğunu, dava açılıp açılmadığını bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var, onlarca şirketlik dev bir havuz oluştuğu ve Teksöz’ün de orada doyasıya yüzdüğü.

İHSAN AKTAŞ’LA ÇİN TELEFONU İŞİ

Aralık 2016’dan sonra el konulan şirketlerin TMSF’ye devredileceği kararının alınmasıyla beraber, kayyumluk işleri nihayete erdi. Bu döneme ait acil ödeme talimatları dikkat çekiyor.

2017 itibariyle Kayyum perdesi kapanıyor, KKTC perdesi açılıyordu…

Ada’ya geçerken Teksöz’ün fotoğraf albümünde sık görünen GENAR Araştırma’nın sahibi İhsan Aktaş’a da kısaca değinelim. Aktaş, Çin markası bir telefonu Türkiye’de satmak istiyordu. Çinli Transsion Holding’in Tecno marka telefonun Türkiye’de pazarlanması için 2018’de Digigen İletişim kuruldu. Çinli yatırımcı dışında şirketin ortağı Aktaş’tı. 2019’da Teksöz işe dahil oldu. Ancak ‘normal’ yoldan ticareti beceremedi ve ortaklık bitti. Başka isimler bulan Aktaş, yoluna devam ediyor.

Teksöz’ün KKTC aşkı ise asker kaçağı olduğu yıllarda başladı. Küçük bir şirket kurup bedelliye kadar oturum izniyle idare etti. 1 yıllık kayyum danışmanlığının ardından aniden muteber bir ‘iş insanı’ olarak KKTC’de çıktı karşımıza. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile boy boy fotoğraflar veriyor, bakanlarla basın toplantıları düzenliyor, pandemide dijital aşı sistemi ihalesini alıyor, tapuların dijitale geçirilmesi projesini üstleniyordu. KKTC’ye gelen siyasileri karşılayan heyetlerdeydi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin yanı başında duruyordu mesela. 2019’da ölen Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyaret ediyor, özel jetlerde Putin’in ‘gayrı resmi kayınpederi’ olarak anılan Uluslararası İslam Birliği Teşkilatı Başkanı Özbekistanlı Marat Kabaeva ile seyahat ettiği görülüyordu. Hepsini özenle, tek tek paylaşıyordu sosyal medyasında. Kartvizitlerini çeşitlendirmişti.

Oysa görünenin ardındaki gerçek, giderek farklılaşıyordu. Kumarhanelere heves etmişti. Onu bambaşka bir yola sürükleyen de bu oldu.

HALİL FALYALI’YI ZİYARET

Hikayenin bundan sonraki kısmı, KKTC’de farklı kaynaklardan öğrendiğim ilginç bilgileri ve iddiaları içeriyor. İlk olarak Ömer Lüftü Topal’ın, ‘Susurluk çağı’na damga vuran oteli Jasmine Court’un SPA, havuz ve fitness bölümünü, oğul Murat Topal’dan kiraladı. Bir süre sonra kumarhaneyi ve oteli de almak istedi. Birkaç yılda tanık olduğumuz mafyöz vakalar dikkate alınınca, siyasi ilişkilerin işin içine girdiği durumlarda ‘almakla çökmek’ arasındaki sınırın epey bulanıklaştığını biliyoruz. Burada hangisi geçerliydi, belli değil. Fakat Murat Topal ile arasının bozulup Jasmine Court’tan dışlandığı kesin. Bir ara Paşa Otel’in kumarhanesinin teknoloji işinde şansını denedi, olmadı.

(…)

Sarallar’ın karıştığı iki olayda adı geçiyor. İlki; KKTC’nin kara para baronu Halil Falyalı ile öldürülmeden bir hafta önce, Sarallar’dan Orhan ve Fatih isimli iki kişiyle beraber, Girne Marina’daki ofisinde 2 saat görüştüğü bilgisi. İkinci olay ise yine Sarallar’ın, halen Türkiye’de yasadışı bahisten tutuklu Veysel Şahin’in kardeşi Murat Şahin’i otelinde tehdit ettiği söylenen baskın. Bu arada önemli bir başka iddia da İstanbul’da düzenlenen Sarallar operasyonunda yakalanamayan Alaattin Saral’ın o esnada Murat Teksöz’ün yanında olduğu.” (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir